Politika

Özçelik: Ahlakın, Denetimin ve Vicdanın Olmadığı Yerde Sofralarımız Güvende Değildir!

Haberi Dinleyin Dinlemek için oynat tuşuna basın
Haberi Dinleyin Dinle Duraklat Devam Et Dinlemek için oynat tuşuna basın Haber seslendiriliyor Okuma duraklatıldı Kalan dk sn Varsayılan Ses Okuma tamamlandı Bu dil icin ses bulunamadi. Tarayiciniz veya cihaziniz bu dili desteklemiyor olabilir. Dinle Duraklat Durdur Hızı sağdaki menüden ayarlayın (0.75x - 2x) Tarayıcınız destekliyorsa Ses menüsünden farklı bir ses seçebilirsiniz, tercihiniz hatırlanır Okuma başladıktan sonra boşluk tuşu ile oynat/duraklat Sayfadan çıksanız da Durdur a basmadığınız sürece kaldığınız yerden devam eder 5 sn geri 5 sn ileri İlerleme çubuğuna tıklayarak veya sürükleyerek istediğiniz yere atlayın; ⏪ / ⏩ ya da ← / → tuşlarıyla 5 sn geri/ileri sarın Sayfa çevrildiğinde yeni dil otomatik algılanır ve okuma yeniden başlar
Haberi Dinleyin
🎧 Haberi Dinleyin
Haberi Dinleyin

Saadet Partisi Kayseri Kadın Kolları Başkanı Şehadet Özçelik ‘in ” Ahlakın, Denetimin ve Vicdanın Olmadığı Yerde Sofralarımız Güvende Değildir” dedi ve bu konuda şu açıklamayı yaptı.

“İnsanlığın en temel, devredilemez haklarının başında “Gıdaya Erişim ve Güvenilir Gıda Hakkı” gelmektedir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. Maddesi’nde açıkça ifade edildiği üzere; her birey kendisinin ve ailesinin sağlığını, iyiliğini koruyacak yeterli bir yaşam standardına erişim hakkına sahiptir. Ancak ne yazık ki bugün ülkemizde tarladan sofraya uzanan gıda zincirinde halkımız ciddi bir “Gıda Terörü”, denetimsizlik ve güvensizlik sarmalı ile karşı karşıyadır.

Çocuklarımıza güvenle bir bardak süt içiremediğimiz, tenceremize ne koyduğumuzdan emin olamadığımız, helal ve temiz gıdaya ulaşmanın adeta bir lüks haline geldiği karanlık bir dönemi yaşıyoruz.

Gıda Hilesi Değil, Kasten İşlenen Bir Gıda Suçudur!

Son yıllarda artan denetimsizlik, cezasızlık algısı ve haksız ekonomik kazanç hırsı; gıda sahtekarlığını basit bir hatadan çıkarmış, toplum sağlığına ve nesillerimizin geleceğine kasten zarar veren bir gıda cinayetine dönüştürmüştür.

Ülkemizde yapılan resmi tespitler, taklit ve tağşişin ulaştığı vahim boyutları net istatistiklerle gözler önüne sermektedir:

Yapılan analizler sonucunda hileli gıdaların %38’ini süt ve süt ürünleri, %22’sini et ve et ürünleri, %12’sini sıvı yağlar, %11’ini gıda takviyeleri ve %10’unu bal oluşturmaktadır.

Arzın kısıtlı, talebin fazla ve fiyatların fahiş olduğu temel besin maddelerinde vatandaşımız ne yediğini bilemez hale getirilmiştir. Bal dediğimizde şifalı arı balı, süt ve et dediğimizde ise hilesiz ürünler tüketmek bu milletin en doğal hakkıdır.

Zeytinyağına tohum yağlarının karıştırılması, et ürünlerine sakatat ve atıkların eklenmesi, süt ürünlerine nişasta ve jelatin katılması doğrudan halk sağlığına kastetmektir.

Yanlış Tarım Politikaları ve Sistemik Zafiyetler

Türkiye’nin Küresel Gıda Güvencesi İndeksi’nde gerilemesi; gıda israfı, fahiş gıda enflasyonu, dışa bağımlılık ve istikrarsız tarım politikalarının kaçınılmaz bir sonucudur.

Mevcut yasal çerçeve incelendiğinde; 5996 sayılı Kanun’un gıda güvenliği sorumluluğunu tamamen işletmenin vicdanına bıraktığı, sorumlu yönetici kavramını zayıflatarak meslek odalarını denetim sürecinden fiilen uzaklaştırdığı görülmektedir. Onaya tabi işletmelerin sürelerinin sürekli uzatılması dürüst üreticimizin aleyhine haksız bir rekabet ortamı oluşturmakta; yetersiz idari cezalar ise sahtekarları caydırmak bir yana adeta teşvik etmektedir.

Saadet Partisi Kadın Kolları Olarak Çağrımızdır:

Mutfaktaki yangını ve evlatlarının beslenmesindeki tehlikeyi en yakından hisseden kadınlar olarak yetkililere sesleniyoruz:

Taklit ve tağşiş yapan firmalara uygulanan yetersiz para cezaları derhal kaldırılmalı; hapis cezası, ticaretten men ve tesis kapatma dahil radikal adli yaptırımlar getirilerek hile yapmak ekonomik bir seçenek olmaktan çıkarılmalıdır.

Küçük çiftçilerimiz, topraksız köylülerimiz ve özellikle tarımda alın teri döken kadınlarımız sebzecilik, meyvecilik ve hayvancılık alanlarında doğrudan desteklenerek yerel üretimin önü açılmalıdır.

Denetim yetkisi yalnızca kısıtlı bir bürokrasiye bırakılmamalı; Ziraat, Gıda ve Veteriner Hekimleri Odaları gibi ilgili meslek kuruluşları denetim mekanizmalarına derhal dahil edilmelidir.

Yüksek gıda enflasyonu karşısında ezilen dar gelirli ailelerimiz ve özellikle çocuklarımız için temel gıda maddelerine erişim, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde devlet güvencesine alınmalıdır.

Gıda güvenliği, geçiştirilecek bir tüketici sorunu değil; doğrudan bir milli güvenlik ve nesil emniyeti meselesidir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, evlatlarımızın kursağına giren her bir lokmanın helal, temiz ve sağlıklı olması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

💬 WhatsApp açılıyor...

📢 Haberle İlgili Bildirim & Paylaşım

Haberi WhatsApp'ta paylaşabilir, düzeltme bildirebilir, ihbar gönderebilir veya yeni haber paylaşabilirsiniz.

Davut Güleç

Gazeteci, Televizyoncu Uzman Polis-Adliye Muhabiri, Spor Yazarı Kayseri ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Üyesi Uluslararası Basın Konfederasyonu (UBK) Kayseri İl Temsilcisi TSYD, TİMEF, AVKON, ADD Üyesi TEMA'cı, Kızılay'cı, Dağcı, Trekkingci Erciyes Kar Kaplanları Spor Kulübü Basın Sözcüsü Kayseri Spor Adamları Derneği Üyesi Tüm Mücadele Sporları Derneği Üyesi Kent Güvenlik Konseyi Üyesi Alp Disiplini Kayak Milli Hakemi Herkes İçin Spor Federasyonu Kayseri İl Temsilcisi Halkla İlişkiler Tanıtım, Adalet, Kamu Yönetimi Mezunu

İlgili Haberler

Özçelik: Ahlakın, Denetimin ve Vicdanın Olmadığı Yerde Sofralarımız Güvende Değildir!

Özçelik: Ahlakın, Denetimin ve Vicdanın Olmadığı Yerde Sofralarımız Güvende Değildir!

Saadet Partisi Kayseri Kadın Kolları Başkanı Şehadet Özçelik ‘in ” Ahlakın, Denetimin ve Vicdanın Olmadığı Yerde Sofralarımız Güvende Değildir” dedi ve bu konuda şu açıklamayı yaptı.

“İnsanlığın en temel, devredilemez haklarının başında “Gıdaya Erişim ve Güvenilir Gıda Hakkı” gelmektedir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 25. Maddesi’nde açıkça ifade edildiği üzere; her birey kendisinin ve ailesinin sağlığını, iyiliğini koruyacak yeterli bir yaşam standardına erişim hakkına sahiptir. Ancak ne yazık ki bugün ülkemizde tarladan sofraya uzanan gıda zincirinde halkımız ciddi bir “Gıda Terörü”, denetimsizlik ve güvensizlik sarmalı ile karşı karşıyadır.

Çocuklarımıza güvenle bir bardak süt içiremediğimiz, tenceremize ne koyduğumuzdan emin olamadığımız, helal ve temiz gıdaya ulaşmanın adeta bir lüks haline geldiği karanlık bir dönemi yaşıyoruz.

Gıda Hilesi Değil, Kasten İşlenen Bir Gıda Suçudur!

Son yıllarda artan denetimsizlik, cezasızlık algısı ve haksız ekonomik kazanç hırsı; gıda sahtekarlığını basit bir hatadan çıkarmış, toplum sağlığına ve nesillerimizin geleceğine kasten zarar veren bir gıda cinayetine dönüştürmüştür.

Ülkemizde yapılan resmi tespitler, taklit ve tağşişin ulaştığı vahim boyutları net istatistiklerle gözler önüne sermektedir:

Yapılan analizler sonucunda hileli gıdaların %38’ini süt ve süt ürünleri, %22’sini et ve et ürünleri, %12’sini sıvı yağlar, %11’ini gıda takviyeleri ve %10’unu bal oluşturmaktadır.

Arzın kısıtlı, talebin fazla ve fiyatların fahiş olduğu temel besin maddelerinde vatandaşımız ne yediğini bilemez hale getirilmiştir. Bal dediğimizde şifalı arı balı, süt ve et dediğimizde ise hilesiz ürünler tüketmek bu milletin en doğal hakkıdır.

Zeytinyağına tohum yağlarının karıştırılması, et ürünlerine sakatat ve atıkların eklenmesi, süt ürünlerine nişasta ve jelatin katılması doğrudan halk sağlığına kastetmektir.

Yanlış Tarım Politikaları ve Sistemik Zafiyetler

Türkiye’nin Küresel Gıda Güvencesi İndeksi’nde gerilemesi; gıda israfı, fahiş gıda enflasyonu, dışa bağımlılık ve istikrarsız tarım politikalarının kaçınılmaz bir sonucudur.

Mevcut yasal çerçeve incelendiğinde; 5996 sayılı Kanun’un gıda güvenliği sorumluluğunu tamamen işletmenin vicdanına bıraktığı, sorumlu yönetici kavramını zayıflatarak meslek odalarını denetim sürecinden fiilen uzaklaştırdığı görülmektedir. Onaya tabi işletmelerin sürelerinin sürekli uzatılması dürüst üreticimizin aleyhine haksız bir rekabet ortamı oluşturmakta; yetersiz idari cezalar ise sahtekarları caydırmak bir yana adeta teşvik etmektedir.

Saadet Partisi Kadın Kolları Olarak Çağrımızdır:

Mutfaktaki yangını ve evlatlarının beslenmesindeki tehlikeyi en yakından hisseden kadınlar olarak yetkililere sesleniyoruz:

Taklit ve tağşiş yapan firmalara uygulanan yetersiz para cezaları derhal kaldırılmalı; hapis cezası, ticaretten men ve tesis kapatma dahil radikal adli yaptırımlar getirilerek hile yapmak ekonomik bir seçenek olmaktan çıkarılmalıdır.

Küçük çiftçilerimiz, topraksız köylülerimiz ve özellikle tarımda alın teri döken kadınlarımız sebzecilik, meyvecilik ve hayvancılık alanlarında doğrudan desteklenerek yerel üretimin önü açılmalıdır.

Denetim yetkisi yalnızca kısıtlı bir bürokrasiye bırakılmamalı; Ziraat, Gıda ve Veteriner Hekimleri Odaları gibi ilgili meslek kuruluşları denetim mekanizmalarına derhal dahil edilmelidir.

Yüksek gıda enflasyonu karşısında ezilen dar gelirli ailelerimiz ve özellikle çocuklarımız için temel gıda maddelerine erişim, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde devlet güvencesine alınmalıdır.

Gıda güvenliği, geçiştirilecek bir tüketici sorunu değil; doğrudan bir milli güvenlik ve nesil emniyeti meselesidir. Saadet Partisi Kadın Kolları olarak, evlatlarımızın kursağına giren her bir lokmanın helal, temiz ve sağlıklı olması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”

Haber Seçenekleri

Haber metnini kopyalayabilir veya kapak görselini indirebilirsiniz.

Logo Logo

📲 Davut Güleç Haberler

Uygulamayı ana ekranınıza ekleyin, internet bağlantısı olmadan da haberlere ulaşın!

iPhone / iPad için:
1. Alttaki Paylaş butonuna ( ⬆️ ) dokunun
2. "Ana Ekrana Ekle" seçeneğini seçin
3. Sağ üstten "Ekle" butonuna basın